10 Haziran 2021 Perşembe

Ilgın Şıhcarullah Camii

 Ilgın Şıhcarullah Mahallesi Şıhcarullah Camii

Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

Ilgın Uçağı

 THY Türk Hava Yollarının Ilgın isimli uçağı

Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

Ilgın Balkı Mahallesi

Ilgın Balkı Mahallesi 

Ilgın, Balkı Köyü Ilgının daha önce belediyelik olan kasaba konumundaki büyük ve kalabalık bir yerleşim birimi. Balkı, 25 Kasım 1998 tarihinde belediye statüsü alarak beldeye dönüştü. Balkı belde belediyesi 12 Kasım 2012'de TBMM'de kabul edilen 6360 sayılı Büyükşehir kanunu ile Ilgın'a bağlı bir mahalle oldu.

Balkı, Ilgın'ın 16 km. güneyinde Sultan Dağları eteklerinde, kuzeybatısında Asarlık, Yakıncadağ, batıda Dibekli Tepesi, Deveyokuşu güneyde Bozburun, Yarıkkaya, Kireçen doğuda Irbazan sırtları, güneydoğuda Kayaönü, Kirezliçukur, Gövenli tepeleri arasında geniş bir vadide Battal Deresi etrafında kurulmuş şirin bir orman köyümüzdür. Kuruluş tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte 1584 yılında Osmanlı arşivlerinde 6000 akçelik vergi kaydına rastlanmıştır. 1960 yılında MTA'dan maden mühendisi Baki CANİK'in araştırmalarında tarihi Balkı caminin bulunduğu tepe, Balkı Deresi'nde Navruzlu Burun tepesi ve Gülpınar tepesinde 9. yüzyılda kurşun madeni işlenen üç fırının bulunduğu anlatılmaktadır. Eski cami (Balkı camii) bu fırınlardan birinin külleri üzerinde, temeline ağaç hatıllar atılarak yapılmıştır. Caminin dikdörtgen, kubbesiz ve toprak damlı, direklerin uzun ve kalın ağaçlardan oluşu Selçuklu mimarî tarzını hatırlatması nedeniyle kasabanın kuruluşunun Selçukluların son döneminde olduğu tahmin edilmektedir. 

Osmanlı dönemi tarihi Balkı köyü camii (Nefise Hatun Camii, Eski Camii), Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar’ın kızı olduğu düşünülen Nefise Hatun tarafından inşa ettirdiği yapım tarihi kesin bilinmemekle birlikte camii vakıf kayıtlarına göre 1703 tarihinden önce mevcut olduğu anlaşılıyor.

Kürtlük, Ağısmıyıl ve Belören mağarası köyün ören yerleridir. Çift sürerken tesadüfen çıkan mezarlarda küpler içerisinde kül ve kemiklerin bulunması, bölgenin İslâmiyet öncesi bir yerleşim yeri olduğuna işaret etmektedir. Gökçeyurtlu eczacı Sabri ASLAN'dan öğrendiğimize göre Gökçeyurt'ta da bulunan Asarlık tepesinin anlamı; “Asurlu papazların günah çıkarttıkları yer” anlamındadır. Kasabamızda bulunan Asarlık mevkiinde yığma olduğu belli olan Hocaların Höyükte eski dönemlere ait çanak ve çömlek parçalarına rastlanmıştır. Kasabanın doğusunda “Mederese” adlı mevkiinde 13. yüzyılda eğitim-öğretim yapılan medreseye ait yapı temelleri mevcuttur. Adaras mevkiinde Ağalar, Bulcuk ve Saraycıktan gelerek Antalya'ya kadar uzanan tarihi “Tuz yolu” üzerinde Roma döneminde “Adriyanus” adlı bir şehir merkezi vardır. Bu merkezde yolcuların konakladığı bir han'ın olduğu, yol ve köprü yapımı sırasında ortaya çıkan işlenmiş taşlardan anlaşılmaktadır. Aynı mevkiinin, Bulcuk ve Gökçeyurt'taki Elmalı'dan geçen İpek Yolu'nun üzerinde olduğu anlatılmaktadır. Balkıların naklettiğine göre köyü ilk kuranların Yörükler olduğu ve eski caminin çevresinde yedi haneden ibaret olduklarını, çevrenin bataklık, sazlık, balkanlık bir yer olması nedeniyle, “Balkı” adının buradan geldiğidir. Ayrıca “Konya İl Yıllığı”'nda “balkı” kelimesinin anlamı; “Kırım topraklarında Kara Deniz'e dökülen Don ırmağı çevresindeki çamur çukurlarının adı” olarak geçmektedir.

Balkının nüfusu 2013 tarihinde 920 kişi iken, 2019 tarihinde 757 olarak tespit edilmiştir. Balkı'da Dibekbaşı, Ganelarası, Hanyolu ve Asarlık adlı 4 mahallede yaşayan halkın geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır.

Fotoğrafta, Balkı genel manzarası görülüyor. 
Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

9 Haziran 2021 Çarşamba

Ilgın Tarihi Ahşap Camii Kapısı

Ilgın Tarihi Ahşap Camii Kapısı

İstanbul, Sultanahmet, tarihi At Meydanı'nda bulunan, Türk ve İslam Eserleri Müzesinde kayıtlı olan ve Ilgın'da bir camiden getirilmiş olan tarihi ahşap camii kapısının hangi camiye ait olduğu bilinmiyor.

Bahaeddin Ögel'in "Selçuklu Devri Anadolu Ağaç İşçiliği Hakkında Notlar" isimli çalışmasında konu hakkında şöyle diyor:

"Eski Bir Ilgın Kapısı

Türk ve İslam Eserleri Müzesinde bulunan bu kapı, Müze envanterine göre Ilgın'dan gelmiştir. Hangi camiden geldiğine dair bir kayıt yoktur. Eser tarihlenmemiştir.

Eser, on köşeli bir yıldız kompozisyonudur. Ortada bir madalyonlu kompozisyonu ihtiva eder. Tabla tezyinatı Anadolu'daki diğer eserlerden farklı olarak rozet veya ufak simetrik şekillerden müteşekkildir. Çıtaların kıvrım noktaları ufak düğmelerle süslenmiştir. Aşağı ve yukarı kısımlardaki badem şeklindeki madalyonlar da baklava şeklinde dilimli şekilde bir kafes tezyinatı ve kıvrım yerlerinde de görmekteyiz. Kenarında bıçak kertikleri ile süslenmiş bir bordür de vardır.

Köşelerdeki Mührü Süleyman yalnızca Ankara Sülünlü kapısında bulunur. Küçük bıçak kertikleri bu eserde de vardır. 

Madalyonun sağ ve sol yukarısında gene aynı bıçak kertikler ile kuşlar da tasvir edilmiştir. Kuşlar çok iptidai bir şekilde yapılmıştır. Bu kuşların mevcudiyeti Karaman ve Ankara kapılarındaki arslan, sülün ve grifonların tesadüfen konmadığını izah eden bir delildir."

Tarihi Ilgın Camii Ahşap Kapısı fotoğrafına ulaşamadık. Eser hakkında Bahaeddin Ögel ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Fotoğrafta, İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi'nde sergilenmekte olan 15. yüzyılın başlarına tarihlenen, Karamanoğulları Beyliği Dönemi'ne ait ve müzeye Karaman'dan getirilmiş olan ahşap kapı kanatları görülüyor.
Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

Ilgın Otogarı Otobüs Terminali

 Ilgın Otogarı Otobüs Terminali


Ilgın'da Camiatik Mahallesinde, şehirler arası otobüs terminalleri ve seyahat acentalarının olduğu Ilgın Otobüs Terminali.

Ilgın'a  karayolu seyahat firmaları ile seyahat ve ulaşım merkezi Ilgın Otogarı ve  civarının 2021 yılı itibariyleve genel görünümü.

Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

8 Haziran 2021 Salı

Ilgın Dereköy Mahallesi

Ilgın Dereköy Mahallesi 

Ilgın, Dereköy Köyü Ilgın'ın 20 km. kuzeydoğusunda, Kurtlukuyu ve Yalburt yaylası arasında kurulmuş, bir derenin içinden geçtiği güzel bir Yörük köyümüzdür. Nüfusu 2007 rakamlarıyla 117 olup 2019 tarihi nüfusu 96'dır. Köyün tarihi oldukça eskidir. Dereköy'ün hemen kenarındaki Domalan höyüğü, köy koruluğunun yanında Macar mevkii arkasındaki eski mezarlık köyün antik ören yerleridir. Aynı mevkide höyüğe benzeyen bir tepenin altında eskiden barınak olarak kullanıldığını düşünülen bir mağara vardır. Doç. Dr. Hasan Bahar ve Alpay Bizbirlik ile 1994 yılında yaptıkları “Ilgın Çevresi Yüzey Araştırmaları'nda”; Örnek köy olarak da anılan Dereköy'ün 1501'de Şehzade hassı, 1521'de Timar olarak geçtiğini, köyün vergi hasılının ise 1501'de 1632 akçe, 1521'de 2099 akçe, 1525'de 2156 akçe olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca Dereköy'ün 2 km. kuzeybatısında, Çavuşçugöl kenarında bulunan bu günkü adıyla Misafirli Köyü (eski adı Kürtköyü'dür), Dereköy'e ait Kürd mezrası olduğunu ifade etmektedirler. Köyün kuzeyindeki tepede antik yerleşme izlerinin mevcut olması, bu bölgenin ilk çağlardan beri yerleşme yeri olduğunu göstermektedir. Dere Köyün batısında, köylüler tarafından iyi korunduğu belli olan çam ağaçlarından oluşturulmuş köy koruluğu “Örnek Köy” adına yakışır bir biçimdedir.

Ilgın manevraları sırasında Mustafa Kemal Paşa'nın bu köyden geçerken ayran içip dinlenmesi ve 1981 yılı doğumunun 100. yılı olması nedeniyle köye “Atatürk Köyü” adı da verilmiştir. Yukarı mahalle ve Aşağı mahalle olmak üzere 2 mahallede yaşayan halkın geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır.

Fotoğrafta, Dereköy genel manzarası görülüyor.
Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları

7 Haziran 2021 Pazartesi

Ilgın Handevi Kandevi Hanı ve Türbesi Şehabettin Uzluk

 Ilgın Handevi Kandevi Hanı ve Türbesi Şehabettin Uzluk

Yüksek Mimar, Sanat Tarihi Araştırmacısı, ressam, yazar, Fahrî Sanat Tarihi Doktoru, üstat Şehabettin Uzluk, Babası Mesnevihan soyundan gelme olup 5 Mayıs 1900 Cumartesi günü Konya’da Mevlana Türbesi civarında dünyaya gelmiştir. 

Konya tarihi üzerine çalışmaları ile bilinen Üstad Şehabettin Uzluk, 1952 yılında yayımlanan “Keluk Bin Abdullah’ın İki Meçhul Eseri” isimli Anadolu Selçuklu dönemi çalışmasında; 

Uzluk, “13. asrın pek kuvvetli üstadı” olarak gördüğü Kelük bin Abdullah’ın bilinmeyen iki eserini gün yüzüne çıkardığını iddia eder. Konu olan eserler, Konya Ilgın'da, Ilgın Akşehir yolu üzerinde, tarihi Ilgın Kaplıcalarının yanı başında, Hamam Dağının eteğinde olan biri tamamen yok olmuş olan han, diğeri ise günümüzde ayakta olan türbe olmak üzere iki yapıdır. Yapıların inşa tarihleriyle ilgili çıkarımlarda bulunur ve günümüze ulaşamamış olan han'ın kesin yerinin bulunabilmesi için yerinde incelemeler yapılmasının gerektiğini bildirir. Uzluk’a göre yapılacak bu incelemelerle 1200'lü yıllarda yaşamış Türklere ait bir han etüt edilmiş ve özellikleri ortaya çıkarılmış olacaktır. Kaldı ki bu eserin sadece yerini bilmek bile küçük olmayan bir kazanç olacaktır, çünkü şimdiye kadar kimse bununla ilgilenmemiştir. Han yapısı kadar talihsiz olmayan ve hâlâ ayakta olan türbe yapısı (Handevî ve Kandevî Türbesi) ise ufak tefek kötü onarımlar geçirmiş olarak günümüze gelebilmiştir.

Fotoğrafta, Ilgın Handevi ve Kandevi Türbesi'nin Şehabettin Uzluk tarafından 1952 yılına ait çizimi görülüyor. 
Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları