Turgutoğulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turgutoğulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Ilgın Tarihi Paşa Hondi Hatun Vakfı

Ilgın Tarihi Paşa Hondi Hatun Vakfı  

Ilgın Tarihi Notları Paşa Hondi Hatun
✍🏼📚📌
Ilgın, şehir merkezi ve bazı köyleri bu köylerden Eldeş Köyü, Anadolu Selçuklu hakimiyeti, Beylikler döneminde Karamanoğulları Beyliği idaresinde kendileri ile yakın akraba olan Turgutoğulları Beyliğinin tasarrufunda bir yerleşim yeriydi.
Turgutoğulları hanedanı erkekleriyle kadınları ile çok hayırsever bir aile idi. Tarihi vesikalardan ve arşiv belgelerinden öğrendiğimize göre Ilgın Eldeş köyünün ismi o döneme ait vakfiyelerde "İldeş" olarak yazılmıştır.
Üstad, merhum İbrahim Hakkı Konyalı'ın Konya kitabında naklettiğine göre; Selçukîler, Karaman oğulları ve Osman oğulları zamanında Konya’da bir çok Dârü’l-huffâz var idi. Kur'anı-ı Kerim öğrenme, okuma, ezberleme Hafız yetiştirme ve İslâmî ilimleri öğreten mektepleri okulları olan bu irfan müesseselerinin içinde mimarî kıymeti olanları da pek çok idi. Arşiv vesikalarında ve tarihî kaynaklardaki bu İslami vakıf müesseselerinin çoğu Karaman oğulları zamanında yapılmıştır.
Konya Merkezdeki bu Dârü’l-huffâz'lardan biri de Ilgın Eldeş Köyü'nün vakfedildiği Turgutoğlu Pir Hüseyin Bey ailesinden Ömer Bey'in kızı olan Paşa Hondi Hatun Dar-ül-huffazı idi.
Bu dâr-ül-huffazın ve yaptıranın ismi Sultan Fâtih ve II. Bayezid Han'ın Konya vakıf defterinde (Vakf-ı dâr-ül-huffaz-ı paşa Hondi bint-i Ömer bey) şeklinde geçer. Turgut oğullarından Ömer bey'in kızı, Dâr-ül-huffazı için Ilgın'a bağlı îldeş (Eldeş) köyünü gelir olarak vakfettiği kaydedilmiştir.
Dârü’l-huffâz “dâr” ve “huffâz” kelimelerinden meydana gelen ve Kur’an’ın öğretildiği ve ezberletildiği Hafızlık eğitim kurumlarına verilen isimdir. Dârü’l-Huffâzlar Klasik Osmanlı Eğitim Kurumları’ndan bir tanesidir. Bu eğitim kurumlarında öğrencilere Kur’an-ı Kerim ile birlikte tecvit öğretilirdi. Bununla birlikte Kur’an-ı Kerim’in tümü ezberletilirdi. Dârü’l-Huffâzların işleyişi diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi belli kurallara göreydi. Mektebi bitirmiş 9 ile 11 yaş arasındaki öğrenciler buraya alınırlardı. Bu eğitim kurumundan mezun olanlar daha üst seviyede olan “dârü’l-kurrâ” lara devam edebilirlerdi. Bu eğitim kurumlarının yapılması ve işleyişi için devlet para harcamazdı. Bu kurumları hayırsever vatandaşlar kendi imkanlarıyla yaptırırlardı. Öğrencilerin ve kurumun ihtiyaçları da bu hayırsever vatandaşların buraya bağışladıkları gayr-i menkullerden elde dilen gelirlerle karşılanırdı. Öğrencilerin yeme, içme, barınma, harçlık gibi ihtiyaçları böylelikle karşılanmış olurdu. Ayrıca bina tamiri ile çalışanların ücretleri de bu şekilde karşılanırdı. Dârü’l-Huffâzlarda şeyhülhuffâz, muid, öğrenci, mütevelli, nazır, cabi, ferraş, katip, noktacı ve cüzhanlar bulunmaktaydı. Bu görevliler dârü’l-huffazın işleyişini sağlıyordu. Bu dârü’l-huffazlar bünyesinde mektep, cami, hamam gibi unsurları da bulunduruyordu.
Hususi tasarrufundan olduğunu anladığımız Ilgın, Eldeş (İldeş) Köyünü böyle bir hayır müessesine vakfeden Turgutoğlu, Paşa Hondi Hatun hayırsever annemizden Allah C.C. ebeden razı olsun. Makam-ı ali, mekanı cennet olsun.
Cenâb-ı Mevlâ birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.
Klasik Osmanlı Eğitim Kurumlarından Konya Darül'l-Huffazları.
📍
Konya, Ilgın, Turgutoğlu Pir Hüseyin Bey Ulu (Çukur) Camii. Osmanlı Kent Meydanından Umumi Görünümü. Nisan 2026.
©️ Beytullah YILDIRIM / Ilgın Araştırmaları©
📧 ilginarastirmalari@gmail.com

11 Ekim 2025 Cumartesi

Ilgın Sungur Bey Türbesi ve Çevresi

Ilgın Sungur Bey Türbesi ve Çevresi 

Ilgın Tarihi Sungur Bey Türbesi 📗📚📘
Kadim medeniyetler şehrimiz Ilgın'ın zengin kültür varlıklarından birisi olan günümüze ulaşabilmiş önemli bir tarihi eser Beykonak Mahallesi sınırları içerisinde olan Sungur Bey Türbesi.
Günümüzde etrafı metruf halde ve terkedilmiş bir mezarlık, hazire konumunda olan Türbe halk arasında "Kubbe" olarak anılıyor.
Anadolu Selçuklu Beylikler dönemi, Karamanoğulları devrinde inşa edilen yapı "Kümbet" olarak da anılmaktadır.
Türbe, kare planlı ve üzeri pandantiflerle geçilen bir kubbe ile örtülüdür. Cephelerde basma ve kırma taş ile bol miktarda devşirme malzemeden yapılmıştır. Kubbede ise tuğla malzemeden yararlanılmıştır. Giriş kuzeyde ki mermer çerçeveli kapı ile sağlanmaktadır. İç mekânda bulunan tarihi mezar kitabesinde (Dulkadiroğlu) Zülkâdir oğlu Sungur Beyin, Hicri 742 Miladi 1341 yılında zilkâde ayının Cuma günü vefat ettiği yazılıdır.
Sungur Bey türbesi bu tarihi eser ve çevresi maalesef günümüzde bakımsız bir durumdadır.
📍 Konya, Ilgın Beykonak Mahallesi, Sungurbey Türbesi.
©️ Beytullah YILDIRIM Ilgın Araştırmaları©
🔗 ilginarastirmalari@gmail.com

29 Haziran 2025 Pazar

Ilgın Beykonak Dediği Sultan Osmanlıca Kitabe

Ilgın Beykonak Dediği Sultan Osmanlıca Kitabe 

Ilgın Beykonak Dediği Sultan Kitabeleri 2 📗📚📘
Beykonak (Tekke) Mahallesi'nde bulunan tarihi Dediği Sultan Tekkesi kitabeleri:
Didiği Dede Tekkesi konum itibariyle güney ve batı cepheleri, ovaya ve eski bilinen yaygın ismiyle Mahmut Hisar (Mahmuthisar Tekkesi) Tekke köyüne nazır, kuzey ve doğu cepheleri ise dağın yamacına Boldacı'ya yaslanmış şekildedir. Eserin yapı olarak dış görünüşü sade tutulmuş olup, beyaz alçı ile sıvalıdır. İç içe üç ayrı bölüm ile kuzeydeki avludan oluşan yapı, kırma taşlarla inşa edilmiş, binanın üzeri sonradan kurşunla kaplanmıştır. Avlu bölümü tarihi mezar taşlarının olduğu hazire olarak değerlendirilmiştir. Avludaki iki ahşap kolona dayanan bir sundurmadan giriş sağlanmaktadır.
Girişteki ilk bölüm, kuzey-güney doğrultusunda enlemesine planlı olup, burası da hazire olarak kullanılmaktadır. Bu kısım da sedirden ahşap sütunla desteklenmiştir. Daha önce giriş kapısının üstünde yer alan devşirme çift tavus kuşu motifli levha günümüzde asılı şekilde girişin karşısındadır. Dikdörtgen planlı bu bölümün güney duvarında, ortadaki sivri kemer formlu kapıdan ikinci bölüme geçilmektedir. Ortada kubbe, iki yanda da beşik tonozlu birer eyvan yer almaktadır. Bu eyvanlardan batı eyvanında Didiği Sultan’ın mezarı, doğu eyvanda ise Mehmet Dede ve Ömer Baba’nın mezarı vardır.
Didiği Sultan’ın mezarının baş şahidesi mevcut olup üzerinde yazı ve süsleme bulunmamaktadır. Pencere açılmayan bu bölümün güneyinden üçüncü bölüme geçiş kapısı mevcuttur. Kapı çerçevesi, devşirme malzemedendir. İki basamakla inilen üçüncü mekân, 5,44x5,30 metre ölçülerinde, kare planlı olan mescit bölümüdür. Mescidin üzerini tromplarla geçilen kubbe örtmektedir. Kıble duvarının ortasında, giriş eksenindeki mihrap, dikdörtgen planlı niş ve yarım kubbe kavsaralıdır. Mihrap nişi, yekpare üç devşirme mermer taşı levha ile sınırlandırılmıştır. Kenarlardan geometrik örgü ve geçme motifleriyle, palmet ve Rumi yaprakla süslenmiştir. Tekkenin yakınında güneybatısında yamaçta kayaya oyulmuş bir türbe bulunmaktadır. İçinde ve dışında define avcıları tarafından kazı yapıldığından tahrip olan türbe yıkık durumdadır.
Osmanlıca (Kitabe 2):
Dediği sultan Mescidine girişi sağlayan kapının üzerinde, duvarın yüzeyinde 20x10 cm ölçülerinde celi sülüs hat ile yazıyla yazılmış, iki satırdan oluşan ikinci Osmanlı Türkçesi ile yazılmış kitabenin ikinci satırı kırılmış ve silik olduğundan okunamamaktadır. Bu kitabenin ilk satırda “Amelü Osman bin Abdurrahman ...” şeklinde okunmaktadır.
Kitabenin yazı üslubu ilk Arapça kitabeden farklı olduğundan, muhtemelen Abdurrahman oğlu Osman adlı usta, sonraki yüzyıllarda yapının tamirinde görev almış ve tamir kitabesi olmalıdır.
Beykonak Didiği Sultan Mescidi ve Tekkesi’nin içinde ve dışında onlarca mezar taşı bulunmaktadır. Bu mezar taşları XIV ila XVIII. yüzyıl arasına aittir. Mezar taşları dönemlerinin genel özelliklerini yansıtmakta ve ayrıca Didiği Sultan’ın soyağacı ile müritleri hakkında az da olsa bilgiler içermektedir.
Didiği Mescidi, Türkiye Selçuklu sultanı I. Keyhüsrev zamanında, 576/1180 yılına ait önemli bir yapıdır. Mescit-tekke olarak yapılan eserin genel kurgusu, erken Osmanlı mimarisinde uygulanacak olan zaviyeli cami planını hatırlatmaktadır. Yapının kitabesi, yazı tarihi bakımından Türkiye Selçukluları Dönemi celi sülüs karakterini yansıtması açısından ayrı bir öneme sahiptir.
Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi;
Halık'ın namütenahi adı var, en başı Hakk
Ne büyük şey kul için, hakkı tutup kaldırmak
Allah'a dayan sa'ye sarıl, hikmete ram ol
Yol varsa budur bilmiyorum, başka çıkar yol
Enbiya yurdu bu toprak; şüheda burcu bu yer
Bir yıkık türbesinin üstüne, Mevla titrer
Ey şehidoğlu şehid, isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber...
BİBLİYOGRAFYA
Beytullah YILDIRIM Ilgın Araştırmaları, Oral, 1956, 43-45; Bakırer-Faruqhi, 1975, 447-486, Tuncer, 1977, 52-55; Sönmez, 1989, 187-188; Bayburtluoğlu, 1993, 166-167; Aydoğdu, 1994; Odabaşı, 365-403; Boran, 2001, 24-57; Tüfekçioğlu, 2001, 58-80; Karpuz, Envanter, 2009, III/1966-1970; Çaycı-Ürekli, 2003, 359-401.
📍 Konya, Ilgın Beykonak Dediği Sultan Mescidi Kitabesi.
©️ Beytullah YILDIRIM Ilgın Araştırmaları©
🔗 ilginarastirmalari@gmail.com